|
Tweet |
Vatandaşın Hissettiği Enflasyon Daha Ağır
Mete, TÜFE’nin aylık yüzde 4,18, yılbaşına göre yüzde 14,64 ve yıllık bazda yüzde 32,37 artış göstermesinin teknik bir çerçeve sunduğunu belirterek, sahadaki gerçekliğin bu oranların çok üzerinde hissedildiğini söyledi.
“Rakamlarla değil, çay simit hesabı yapalım. Vatandaşın cebinde kalan paraya, mutfağındaki tencereye, ödediği faturaya bakalım. Gerçek enflasyon oradadır” dedi.
Tencere Boş, Faturalar Ağır
Gıda, ulaşım ve konut giderlerindeki artışların doğrudan vatandaşın yaşamını etkilediğini belirten Mete, temel harcamalardaki yükselişin sürdürülemez bir noktaya ulaştığını ifade etti.
“Tencere boş. Doğalgaz faturası ortada. Elektrik, kira, pazar, market giderleri vatandaşın belini büküyor. İnsanlar ay sonunu değil, günü kurtarmaya çalışıyor” şeklinde konuştu.
Kaynak Kullanımı ve Enerji Politikası Sorgulandı
Türkiye’nin sahip olduğu doğal kaynakların kullanımına ilişkin soru işaretleri bulunduğunu dile getiren Mete, enerji ve üretim politikalarının şeffaf şekilde yönetilmesi gerektiğini belirtti.
“Gabarda petrol ne oldu? Ülkenin kaynakları nereye gidiyor belli değil. Vatandaş yoksullukla boğuşurken, bu kaynakların halka refah olarak dönmesi gerekir” dedi.
“İtibar, Vatandaşın Sofrasında Ölçülür”
Ekonomi yönetimine yönelik eleştirilerde bulunan Mete, kamuda harcama önceliklerinin yeniden belirlenmesi gerektiğini ifade etti.
“İtibardan tasarruf olmaz deniliyor. Peki vatandaşın alım gücü bu kadar düşmüşken gerçek itibar nerede? Vatandaşı aç olan bir yönetimin itibarı tartışılır” ifadelerini kullandı.
Emekli ve Asgari Ücret Vurgusu
Mete, mevcut gelir seviyelerinin hayat pahalılığı karşısında yetersiz kaldığını belirterek, ücret politikalarının yeniden ele alınması gerektiğini savundu.
“Bugün en düşük emekli maaşı en az 40 bin TL seviyesinde olmalı. Asgari ücret ise 35 bin TL bandında belirlenmeliydi. Aksi halde vatandaşın geçim mücadelesi her geçen gün daha da ağırlaşıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Döviz Politikası ve İhracat Uyarısı
Döviz kuru politikasına da değinen Mete, mevcut kur seviyesinin ithalatı teşvik ettiğini, ihracatçının ise rekabet gücünü kaybettiğini ileri sürdü.
“Döviz kuru ithalatçıya yarıyor. İhracatçının ayakta kalabilmesi için kurun daha rekabetçi bir seviyede olması gerekir. Sabit kur anlayışıyla ekonomi düzelmez. İhracatçı kan ağlıyor” dedi.
Hukuk ve Ekonomi Birlikte Güçlenir
Ekonomik sorunların çözümünde hukukun belirleyici rolüne dikkat çeken Mete, iki alanın birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini vurguladı.
“Hukuk ile ekonomi eşittir. Bir ülke hukuku kadar güçlü ve zengindir. Bugün tablo ortada; hem hukuk hem ekonomi zayıflamış durumda. Bunları ayağa kaldıracak olan güçlü bir iradedir” dedi.
“Altı Ayda Ayağa Kaldırır, Bir Yılda Koştururuz”
Zekeriya Mete, çözüm önerilerine ilişkin olarak ise iddialı bir hedef ortaya koydu.
“Zafer Partisi olarak bu ülkenin potansiyeline inanıyoruz. Doğru politikalarla altı ayda ayağa kaldırır, bir yılda koşar hale getiririz” ifadelerini kullandı.
Şeffaflık ve Güven Çağrısı
Mete, enflasyonla mücadelenin yalnızca açıklanan veriler üzerinden yürütülemeyeceğini belirterek, ekonomik güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğini söyledi.
“Gerçekçi veri olmadan doğru politika üretilemez. Çözüm; üretimi artırmak, israfı bitirmek ve vatandaşın alım gücünü korumaktır. Şeffaflık ve güven yeniden sağlanmadan ekonomik istikrar mümkün değildir” dedi.