beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...



Dr. Çağnur Özcanlı: Bronzluk Sağlıklı Cildin Göstergesi Değildir - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

Dermatoloji ve Kozmetoloji Uzmanı Dr. Çağnur Özcanlı, yaz tatili sonrasında bronz tenin “sağlıklı görünüm” olarak algılanmasının dermatolojik açıdan doğru olmadığını belirterek, bronzlaşmanın cildin ultraviyole (UV) ışınlarına verdiği biyolojik bir yanıt olduğunu söyledi.

facebook-paylas
Tarih: 18-08-2026 20:35

Dr. Çağnur Özcanlı: Bronzluk Sağlıklı Cildin Göstergesi Değildir - GÜNDEM - İnternetin Ajansı


Özellikle “Bronzlaştım ama hiç yanmadım, demek ki güneş bana zarar vermedi” düşüncesinin yanlış bir güven oluşturabileceğine dikkat çeken Özcanlı, “Güneş yanığı yaşamamak, UV hasarı oluşmadığı anlamına gelmez. Bronzluk cildin sağlıklı olduğunun belgesi değildir. Cildimiz UV ışınlarına maruz kaldığında kendisini korumaya çalışır ve pigment üretimini artırır. Bu nedenle bronzluğu sağlık göstergesi olarak değil, güneş maruziyetinin bir işareti olarak değerlendirmeliyiz.” dedi.

BRONZLAŞMA CİLDİN SAVUNMA YANITIDIR

Bronzlaşmanın temelinde melanin üretiminin arttığını belirten Özcanlı, bu mekanizmanın güneş ışınlarının oluşturabileceği zarara karşı cildin geliştirdiği doğal savunma yanıtlarından biri olduğunu ifade etti.

Özcanlı şunları söyledi: “Cilt renginin koyulaşması bize ‘Güneşe dayanıklıyım’ mesajı vermiyor. Tam tersine, cildin UV maruziyetine cevap verdiğini gösteriyor. Bu nedenle bronzlaşmayı sağlıklı olmanın veya güneşe alışmanın kanıtı gibi yorumlamamalıyız.”

Amerikan Dermatoloji Akademisi (AAD), bronzlaşmanın cilt hasarının bir göstergesi olduğunu ve güvenli bronzlaşma diye bir kavram bulunmadığını vurguluyor. 

“YANMADIM” DEMEK “HASAR OLMADI” DEMEK DEĞİLDİR

Güneş yanığının UV maruziyetinin en görünür sonuçlarından biri olduğunu ancak güneş hasarının yalnızca yanık üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Özcanlı, hasarın zaman içinde birikebildiğine dikkat çekti.

Özcanlı, “Kişi bütün yaz güneşte bulunmuş ancak hiç ciddi kızarıklık veya su toplaması yaşamamış olabilir. Bu durum cildinin UV ışınlarından hiç etkilenmediğini göstermez. Güneş hasarının önemli özelliği yıllar içerisinde birikebilmesidir.” dedi.

AAD de güneş hasarının zamanla biriktiğini; kırışıklık, lekelenme ve başka deri değişikliklerinin yıllar sonra görünür hale gelebileceğini belirtiyor. 

BRONZLUK GİDER, CİLDİN GÜNEŞ HAFIZASI KALIR

Tatil dönüşünde bronzluğun zamanla açılmasının güneşin biyolojik etkilerinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediğini ifade eden Özcanlı, özellikle tekrarlayan UV maruziyetinin uzun vadeli sonuçlarına dikkat çekti.

“Bronzluk birkaç hafta veya ay içerisinde azalabilir” diyen Özcanlı, “Fakat yıllar boyunca biriken güneş maruziyeti erken yaşlanma belirtilerinden pigment değişikliklerine kadar farklı sonuçlarla karşımıza çıkabilir. Cilt, güneşte geçirdiğimiz yılların izlerini taşıyabilir.” dedi.

FOTO-YAŞLANMANIN TAKVİM YAŞI YOKTUR

Güneş ışınlarının neden olduğu erken yaşlanmanın dermatolojide “foto-yaşlanma” olarak değerlendirildiğini belirten Özcanlı; ince çizgiler, kırışıklıklar, düzensiz pigmentasyon ve cilt dokusundaki değişimlerin kronik güneş maruziyetiyle ilişkili olabileceğini söyledi.

Özcanlı, “İki insan aynı yaşta olabilir ancak yaşam boyunca güneşe maruz kalma miktarları ve korunma alışkanlıkları farklıysa ciltlerinin görünümü de farklı olabilir. Cildin yaşını yalnızca doğum tarihimiz belirlemiyor; güneş geçmişimiz de etkiliyor.” dedi.

GÜNEŞ HASARI SADECE ESTETİK BİR MESELE DEĞİLDİR

Güneşten korunmanın yalnızca kırışıklıkları veya lekeleri azaltmak amacıyla yapılmadığını vurgulayan Özcanlı, UV radyasyonunun deri kanseri açısından da önemli bir risk faktörü olduğunu belirtti.

Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), güneş radyasyonunu insanlar için kanserojen olarak sınıflandırıyor. Bu nedenle güneşten korunma, kozmetik görünümün çok ötesinde bir halk sağlığı konusu. 

Özcanlı, “Güneş koruyucuyu yalnızca ‘lekelenmeyeyim’ veya ‘kırışmayayım’ diye kullanmak eksik bir bakış olur. Burada uzun vadeli deri sağlığını korumaktan söz ediyoruz.” dedi.

SOLARYUM GÜNEŞİN GÜVENLİ ALTERNATİFİ DEĞİLDİR

Bronz görünümü korumak isteyen kişilerin yaz sonrasında solaryuma yönelmesinin ciddi bir hata olabileceğini belirten Özcanlı, yapay UV kaynaklarının da güvenli bronzlaşma yöntemi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü, solaryum cihazlarından yayılan UV radyasyonunun cilt ve göz üzerinde olumsuz etkileri bulunduğunu ve deri kanseri riskine katkıda bulunduğunu bildiriyor. 

Özcanlı, “Güneşte bronzlaşmak yerine solaryuma girmek cildi korumak değildir. Bronz görünüm uğruna cildi ek UV maruziyetine sokmanın dermatolojik açıdan bir faydası yoktur.” ifadelerini kullandı.

“ÖNCE BRONZLAŞAYIM, SONRA YANMAM” DÜŞÜNCESİ YANILTICI

Toplumda görülen yanlış inanışlardan birinin tatilin ilk günlerinde bronzlaşarak cildi sonraki güneş maruziyetine hazırlamak olduğunu belirten Özcanlı, bronzluğun güneş koruyucunun yerini tutmadığını söyledi.

Özcanlı, “Önceden bronzlaşmış olmak kişiye güneşte sınırsız kalma hakkı vermez. İnsanlar tenleri koyulaştığında kendilerini daha korunaklı hissederek güneşte daha uzun süre kalabiliyor. Asıl tehlikelerden biri bu yanlış güven duygusudur.” dedi.

KOYU TEN DE GÜNEŞTEN KORUNMALI

Güneşten korunmanın yalnızca açık tenli kişiler için gerekli olduğu düşüncesinin de doğru olmadığını belirten Özcanlı, deri tonu ne olursa olsun UV maruziyetinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Özcanlı, “Ten rengi kişilerin güneşe verdiği tepkiyi ve bazı riskleri değiştirebilir ancak ‘Ben koyu tenliyim, güneş bana zarar vermez’ yaklaşımı doğru değildir. Güneşten korunma herkes için deri sağlığının bir parçasıdır.” dedi.

GÜNEŞ KORUYUCUYU PLAJDA BIRAKMAYIN

Yaz tatilinin sona ermesiyle güneş koruyucu kullanımının bırakılmaması gerektiğini belirten Özcanlı, güneşten korunmanın yıl boyunca sürdürülmesi gereken bir alışkanlık olduğunu söyledi.

AAD; açık havada geniş spektrumlu, suya dayanıklı ve SPF 30 veya üzeri güneş koruyucu kullanılmasını, bunun gölge, koruyucu giysi, şapka ve güneş gözlüğü gibi yöntemlerle desteklenmesini öneriyor. 

Özcanlı, “Güneş koruyucunun yeri sadece plaj çantası değildir. İşe giderken, yürüyüş yaparken, spor yaparken veya uzun süre açık havada bulunurken de korunmayı düşünmeliyiz.” dedi.

SADECE SPF RAKAMINA BAKMAK YETMEZ

Güneş koruyucunun doğru seçilmesi kadar doğru miktarda ve gerektiğinde yeniden uygulanmasının da önemli olduğunu belirten Özcanlı, tek başına yüksek SPF değerinin kişiyi gün boyunca sınırsız biçimde korumadığını söyledi.

Özcanlı, “Sabah çok yüksek faktörlü bir ürün sürdüm, artık bütün gün güneşte kalabilirim düşüncesi doğru değildir. Ürünün geniş spektrumlu olması, yeterli miktarda uygulanması ve koşullara göre yenilenmesi gerekir. Ayrıca şapka, kıyafet ve gölge gibi fiziksel korunma yöntemlerini unutmamalıyız.” dedi.

ÇOCUKLUKTA GÜNEŞTEN KORUNMA ALIŞKANLIĞI KAZANDIRILMALI

Güneşle ilişkinin çocukluk döneminden itibaren şekillendiğini belirten Özcanlı, çocukların bronzlaşmasının “sağlıklı görünüm” olarak övülmesinin yanlış bir davranış modeli oluşturabileceğine dikkat çekti.

Özcanlı, “Çocuğa ‘Ne güzel bronzlaşmışsın’ dediğimizde farkında olmadan bronzluğu güzellik ve sağlıkla eşleştirebiliriz. Bunun yerine şapka kullanmasını, gölgede kalmasını ve uygun güneşten korunma davranışlarını öğretmeliyiz. Çocuğa bırakacağımız önemli sağlık alışkanlıklarından biri güneşle doğru ilişki kurmaktır.” dedi.

TATİL FOTOĞRAFLARI CİLT İÇİN BİR KARŞILAŞTIRMA ARACI OLABİLİR

Tatil öncesi ve sonrası çekilen fotoğrafların kişinin yeni ortaya çıkan lekeleri veya mevcut benlerindeki görünür değişiklikleri fark etmesine yardımcı olabileceğini belirten Özcanlı, bunun tıbbi muayenenin alternatifi olmadığının altını çizdi.

Özcanlı, “Yaz öncesindeki fotoğrafınızla tatil sonrasındaki görüntünüzü karşılaştırın. Yeni bir leke fark ediyor musunuz? Daha önce bulunan bir oluşumda belirgin değişiklik var mı? Ama telefonla kendi kendimize teşhis koymaya çalışmayalım. Şüpheli değişiklik varsa dermatolojik değerlendirmeye başvuralım.” dedi.

BRONZLAŞMA UĞRUNA CİLDİ YAKMAK GÜZELLİK RUTİNİ OLAMAZ

Kozmetolojinin temel amacının cildi sağlıklı tutmak olduğunu vurgulayan Özcanlı, bronz görünmek uğruna bilinçli şekilde yoğun UV maruziyetine girmenin modern cilt sağlığı anlayışıyla bağdaşmadığını ifade etti.

Özcanlı, “Kozmetoloji yalnızca bugün aynada nasıl göründüğümüzle ilgilenmez. Beş, on veya yirmi yıl sonra cildimizin nasıl olacağını da düşünür. Bugünkü bronzluk için gelecekteki cilt sağlığımızdan vazgeçmemeliyiz.” dedi.

ÖZCANLI: CİLDİNİZİN SAĞLIĞINI RENGİYLE ÖLÇMEYİN

Özcanlı sözlerini şöyle tamamladı:
“Bronzluğu sağlık göstergesi olmaktan çıkarmamız gerekiyor. ‘Yanmadım, yalnızca bronzlaştım’ cümlesi kişiye yanlış bir güven vermemeli. Güneşten korunmanın amacı beyaz kalmak değildir; UV maruziyetinin cilt üzerindeki birikici etkilerini azaltmaktır. Geniş spektrumlu güneş koruyucu, uygun kıyafet, şapka, gölge ve bilinçli güneş davranışı birlikte düşünülmelidir. Tatilden döndüğümüzde bronzluğumuzla değil, cildimizi ne kadar iyi koruduğumuzla ilgilenelim. Çünkü bronzluk sağlıklı cildin göstergesi değildir.”




Kaynak: internethaberajansi.com.tr

Bu haber 5635 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI