|
Tweet |
Keleş, çocuk işçiliğinin yalnızca çalışan çocuklar meselesi olmadığını, aynı zamanda yoksulluk, gelir adaletsizliği ve fırsat eşitsizliğinin bir sonucu olduğunu ifade etti.
“Çocukların Omuzlarına Geçim Yükü Yüklenemez”
Ecevit Keleş, ekonomik krizlerin ve hayat pahalılığının en ağır etkilerinden birinin çocuklar üzerinde görüldüğünü belirtti.
“Bugün milyonlarca aile artan yaşam maliyetleri karşısında ayakta kalma mücadelesi veriyor. Bu tablo, ne yazık ki bazı çocukların da erken yaşta çalışma hayatına yönelmesine neden oluyor. Çocukların görevi aile bütçesini desteklemek değil, eğitimlerini sürdürmek ve geleceğe hazırlanmaktır.”
“Çocuk İşçiliği, Türkiye'nin Kalkınma Hedefleriyle Bağdaşmaz”
Keleş, çocuk işçiliğinin yalnızca bireysel mağduriyetler yaratmadığını, ülkenin gelecekteki kalkınmasını da olumsuz etkilediğini söyledi.
“Eğitimden uzak kalan her çocuk, ülkenin geleceğinden eksilen bir değerdir. Bilimde, teknolojide ve üretimde güçlü bir Türkiye hedefliyorsak çocuklarımızı iş hayatına değil eğitim hayatına kazandırmak zorundayız.”
“Sosyal Devlet Çocukları Korumakla Yükümlüdür”
Çocuk işçiliğinin önlenmesi için sosyal politikaların güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Keleş, devletin çocukları koruma sorumluluğuna dikkat çekti.
“Çocuk işçiliğiyle mücadele yalnızca denetimlerle olmaz. Ailelerin ekonomik olarak desteklenmesi, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması ve çocuk yoksulluğunun ortadan kaldırılması gerekir. Sosyal devlet anlayışı bunu gerektirir.”
“Çocukların Hakkı Çalışmak Değil, Çocukluğunu Yaşamaktır”
Keleş açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“12 Haziran, çocukların neden çalışmak zorunda kaldığını sorgulama günüdür. Biz çocukların fabrikalarda, atölyelerde ya da ağır çalışma koşullarında değil; okul sıralarında, spor sahalarında ve hayallerinin peşinde olmasını istiyoruz. Çocukların hakkı çalışmak değil, çocukluğunu yaşamaktır.”