|
Tweet |
Türkiye'nin son yıllarda artan kuraklık, orman yangınları, su kaynaklarındaki azalma ve çevre kirliliği gibi sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Dinçer, çevreyi korumanın sadece doğayı değil, insan sağlığını, tarımı ve ekonomiyi de korumak anlamına geldiğini söyledi.
“Doğal Kaynaklarımız Hızla Tüketiliyor”
Talat Dinçer, plansız kentleşme ve denetimsiz uygulamaların çevresel tahribatı artırdığına dikkat çekerek, “Topraklarımızı, ormanlarımızı ve su kaynaklarımızı koruyamadığımız takdirde gelecek nesillere ağır bir yük bırakmış olacağız. Kalkınma ile çevreyi karşı karşıya getiren anlayış yerine, sürdürülebilir bir gelişim modeli benimsenmelidir” dedi.
“Akdeniz Havzası İklim Krizinden En Fazla Etkilenen Bölgelerden Biri”
Mersin'in de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası'nın iklim değişikliğinin etkilerini yoğun şekilde hissettiğini belirten Dinçer, su kaynaklarının korunması ve çevre dostu yatırımların artırılması gerektiğini ifade etti.
“Kuraklık riski her geçen yıl büyüyor. Tarımsal üretimin devamlılığı, temiz su kaynaklarının korunması ve doğal yaşamın sürdürülebilmesi için çevre politikaları stratejik bir öncelik haline getirilmelidir” diye konuştu.
“Dünya Çevre Günü Bir Farkındalık Çağrısıdır”
Talat Dinçer, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Çevreyi korumak yalnızca belirli kurumların değil, toplumun tamamının görevidir. Daha temiz bir Türkiye, daha yaşanabilir kentler ve daha güçlü bir gelecek için doğaya sahip çıkmak zorundayız. 5 Haziran Dünya Çevre Günü'nün çevre bilincinin güçlenmesine katkı sunmasını diliyorum.”