|
Tweet |
50 BİN CANIN BEDELİ BİR KALEMDE SİLİNEMEZ
PKK terörünün Türkiye’ye yalnızca güvenlik açısından değil, ekonomik ve toplumsal açıdan da çok ağır bedeller ödettiğini belirten Karakayalı, terör nedeniyle yaklaşık 50 bin insanın hayatını kaybettiğini, ekonomik maliyet konusunda ise farklı dönemlerde yapılan hesaplamalarda yüz milyarlarca dolardan 2 trilyon dolara kadar ulaşan rakamların dile getirildiğini hatırlattı.
Karakayalı şunları söyledi: “Yaklaşık 50 bin insanımızın hayatına mal olmuş, Türkiye’nin ekonomik kaynaklarında trilyon dolarlarla ifade edilen kayıplara yol açmış bir terör meselesinin telafisi birkaç siyasi adımla yapılabilecek kadar basit değildir. Kaybettiğimiz bir tek vatan evladımızın dahi telafisi yoktur. Şehitlerimizin annelerine, babalarına, eşlerine ve çocuklarına bunun hesabını vermek zorundayız. Türkiye’nin onlarca yıllık terörle mücadelesi, günübirlik siyasi hesaplara sığdırılamaz.”
TERÖRSÜZ TÜRKİYE İSTİYORUZ, TERÖRİSTİN MUHATAP ALINMASINI DEĞİL
Anahtar Parti’nin terörle mücadele konusundaki duruşunun başından beri açık olduğunu belirten Karakayalı, devletin terörü sona erdirme iradesinin arkasında olduklarını ancak uygulanacak yöntemin devletin itibarını, hukukunu ve milletin hassasiyetlerini koruması gerektiğini ifade etti.
Karakayalı, “Türkiye’nin terörden tamamen kurtulmasını elbette istiyoruz. Hiçbir anne evladının acısını yaşamasın, hiçbir ocağa şehit ateşi düşmesin istiyoruz. Ancak terörü sona erdirmenin yolu terör örgütlerine siyasi meşruiyet kazandırmak veya teröristleri milletin karşısında muhatap haline getirmek değildir. Devlet terörle pazarlık yapmaz; hukukunu işletir, güvenliğini sağlar ve milletinin iradesini esas alır.” dedi.
KANUNU ÇIKARAN İRADE SORUMLULUKTAN MUAF TUTULAMAZ
Çerçeve Yasa tartışmalarında siyasi ve hukuki sorumluluk meselesinin de açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirten Karakayalı, kanun yapma yetkisini kullananların alınan kararların sonuçları konusunda hesap verebilir olması gerektiğini söyledi.
Karakayalı, “Burada önemli bir handikap görüyoruz. Bir taraftan Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren bir kanun çıkarılacak, diğer taraftan bu kanunun hazırlanmasında, kabul edilmesinde ve uygulanmasında irade ortaya koyanların doğabilecek sonuçlar karşısındaki sorumluluğu tartışmalı hale gelecek. ‘Kanunu çıkarıyorum ancak sonuçlarından ben sorumlu değilim’ anlayışı hukuk devleti mantığıyla bağdaşmaz. Böyle bir sorumsuzluk anlayışına en ilkel yönetim düzenlerinde dahi meşruiyet kazandırılamaz. Yetki varsa sorumluluk da olmak zorundadır.” ifadelerini kullandı.
MİLLETİN VERDİĞİ YETKİNİN SINIRLARI VARDIR
Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu’nun çerçeve yasaya ilişkin ortaya koyduğu “Ya referandum ya erken seçim” çağrısına destek veren Karakayalı, terörle mücadele politikasında köklü bir değişikliğe gidilecekse bunun toplumsal meşruiyetinin yeniden millet iradesinden alınması gerektiğini söyledi.
Karakayalı, “Milletimiz sandıkta bir irade ortaya koymuştur. Seçim meydanlarında terörle mücadele konusunda verilen sözler ortadadır. Bugün bunun tamamen dışında yeni bir yol izlenecekse milletimizin ne düşündüğü görmezden gelinemez. Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu’nun ifade ettiği gibi böylesine önemli bir konuda milletin iradesine müracaat edilmelidir. Ya milletin önüne sandık konulur ve siyasi yetki yenilenir ya da bu düzenleme referandumla doğrudan milletimize sorulur.” dedi.
TERÖRÜN BİTTİĞİ DEVLET CİDDİYETİYLE TESPİT EDİLMELİ
Terör örgütünün yalnızca açıklamalarla değil, Türkiye içinde ve dışında bütün unsurlarıyla gerçekten tasfiye edildiğinin devlet kurumları tarafından kesin şekilde tespit edilmesi gerektiğini vurgulayan Karakayalı, geçmiş süreçlerden ders çıkarılması gerektiğini belirtti.
“Türkiye geçmişte iyi niyetle başlatılan süreçlerin nasıl istismar edildiğini gördü. Aynı hataların yeniden yaşanmasına izin veremeyiz. Silahların gerçekten bırakıldığı, örgütün bütün unsurlarıyla tasfiye edildiği devletimizin yetkili kurumlarınca hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya konulmalıdır. Devlet, beyana değil somut ve doğrulanabilir sonuçlara göre hareket etmelidir.”
ŞEHİTLERİMİZİN HATIRASI SİYASETİN ÜZERİNDEDİR
Şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerinin sürecin merkezinde bulunması gerektiğini ifade eden Karakayalı, Türkiye’nin birlik ve beraberliğinin herhangi bir siyasi hesabın konusu yapılamayacağını söyledi.
Karakayalı, “Bu toprakların bedeli şehitlerimizin kanıyla ödenmiştir. Şehitlerimizin hatırasını incitecek, gazilerimizin vicdanını yaralayacak hiçbir yöntemi doğru bulmayız. Terörsüz Türkiye hepimizin hedefidir; fakat bu hedefe devletin vakarını koruyarak, hukuktan ayrılmadan ve milletin iradesini arkamıza alarak ulaşmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.
KARAKAYALI: YETKİ DE SORUMLULUK DA MİLLET ADINA KULLANILIR
Karakayalı sözlerini şöyle tamamladı:
“Bizim çizgimiz nettir. Terör bitsin, silahlar sonsuza kadar sussun, Türkiye’nin kaynakları teröre değil üretime, istihdama, eğitime ve kalkınmaya harcansın. Ancak yaklaşık 50 bin cana ve ekonomik açıdan trilyon dolarlarla ifade edilen kayıplara neden olmuş bir terör örgütüyle ilgili atılacak adımların siyasi sorumluluğu yok sayılamaz. Devletimizin irtifa kaybetmesine, teröristlerin muhatap haline getirilmesine ve milletimizin iradesinin devre dışı bırakılmasına razı olmayız. Kanun yapma yetkisini kullanan herkes aldığı kararın sorumluluğunu da taşımalıdır. Çünkü demokraside yetki ile sorumluluk birbirinden ayrılamaz. Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren böylesine tarihî bir konuda son söz milletin olmalıdır. Anahtar Parti olarak milletimizin vicdanının, devletimizin vakarının ve şehitlerimizin aziz hatırasının yanında durmaya devam edeceğiz.”